çeşmeakademi

Çeşme bu yaz daha güzel...

 

 

Sakız Ağacı Seminerleri ile...

Çeşme'deyiz

 

ÇEŞMELERİN ÇEŞME’Sİ

 

İlk çağda Cysus adıyla bilinen Çeşme, Anadolu’nun batı kıyısında, MÖ 1000 yıllarında kurulduğu tahmin edilen 12 İonya kentinden biri olan Erythrai’nin Ildır iskelesiydi. Lidyalılar, Persler, Bergama Krallığı, Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu olmak üzere birçok uygarlığın hüküm sürdüğü Çeşme yöresi, ilk olarak Çaka Bey döneminde Türkler’in yönetimine geçmiştir (MS 1081). Osmanlı İmparatorluğu, arada Aydınoğulları, Yunanlılar ve nihayet 16 Eylül 1922 itibariyle Türkiye Cumhuriyeti İzmir ilinin bir ilçesidir. 

 

Çeşme, İzmir’e 80 km, Sakız Adası’na 8 mil uzaklıkta; 260 km2 yüzölçümü büyüklüğüne ve 133 km kıyı sahil şeridine sahiptir. Çeşme’nin bugünkü adını denizcilerin su temin ettikleri çeşmelerden aldığı tahmin edilmektedir. Çeşme, 18.ve 19. yüzyılların mirası yaşayan çeşmeleri ile güzeldir: Maraş Çeşmesi (2032 Sk.), Mehmet Kethuda Çeşmesi (2009-2015 Sk.), Ahmetoğlu Hacı Memiş Ağa (Ömer Ağa) Çeşmesi (1021-1008 Sk.), Hammaloğlu Hafize Rabia Çeşmesi (Çeşme mezarlığı köşe), Hacı Salihe Çeşmesi (Kale önü), Kitabesiz Eski Çeşme (Çiftikköy Yolu Üzeri Yeni Liman Karşısı), Kaymakam Sadık Bey Çeşmesi (Bağlar Çarşı Cad.), Kabadayı Çeşmesi (1043 Sokak Köşesi), Kandıra Çeşmesi (İzmir Otobanı Girişi), Kitabesiz Çeşme (2042-2051 Sokak Köşesi), Memiş İbn-i Ahmet Çeşmesi (2002 Sokak Köşesi), Murabutzade Hüseyin Kaptan Çeşmesi (2008-2006 Sokak Köşesi), Şekerci Çeşmesi (2015 Sk.), Marifi Dergahı Şeyh Yusuf Efendi Çeşmesi (Bağlar Çarşı Cad.) ve İki Eski Çeşme (Balıklıova-Ildırı Yolu Üzeri). 

 

SAKIZ AĞACI YOK OLMASIN! 

 

Sakız ağacı (Pistacia lentiscus L.), her dem yeşil, çalı formunda iki evcikli (dioik) bir bitkidir. Yani erkek ve dişi olmak üzere iki farklı cinsiyete sahiptir. Damla sakızı üretimi sadece erkek ağaçlardan yapılmaktadır. Damla sakızı (mastik) elde edilen varyetesi P.lentiscus-var chia-Duham sadece Sakız Adası’nın güneyinde ve Çeşme Yarımadası’nda bulunmaktadır. Fiziksel ve kimyasal özellikleri açısından bitkisel reçine olan damla sakızı, ağacın gövde ve kalın dallarının yaralanmasıyla elde edilmekte; floem (soymuk) dokusu içinde bulunan salgı kanallarındaki, salgı hücreleri tarafından üretilmektedir. Açılan yüzeysel yaralardan kendiliğinden akan bu doğal reçine, havayla temas edince sertleşerek damla sakızının bilinen yuvarlak-oval şeklini ve sarımsı rengini kazanır. Verim çağı 15-50 yaşları olan bir ağaçtan, ortalama 300-350 gr. sakız toplanabilir. Sakız ağacının geleneksel çoğaltma yöntemi, kalın dallardan hazırlanan odun çeliklerinin doğrudan araziye dikilmesine dayanır. 

 

 

Damla sakızına dair ilk bilgiler MÖ 5. yüzyılda Herodot tarafından verilmiştir. Dioskorides’in De Materia Medica’sında, damla sakızının tedavi edici özelliklerinden bahsedilir. Yine Romalı Plinius, Naturalis Historiae adlı ansiklopedik eserinde, damla sakızının yararlarını anlatır. Damla sakızı, Hipokrat tarafından da iyi bilinmektedir. Bergamalı Galen, saç dökülmesinden yılan sokmasına birçok ilaçta damla sakızını kullanmıştır. Romalı kadınlar dişlerini sakız ağacının dallarından hazırlanan kürdanlarla parlatmıştır. Kimyasal bileşimi % 97 reçine asitleri ve mastikorezenler, % 3 uçucu yağlardan oluşan damla sakızı; gıdadan kozmetiğe, rakı yapımından ilaç sanayine birçok sektörde değerlendirilmektedir. Ne yazık ki, turizmin öne çıkmasıyla birlikte tarımın ihmal edildiği Çeşme’de, ekonomik anlamda sakız ağacı yetiştiriciliği konusundaki girişimler sonuçsuz kalmış; bugün yaklaşık 250 adet gerçek sakız ağacı bulunmaktadır.