çeşmeakademi

Çeşme bu yaz daha güzel...

 

 

Sakız Ağacı Seminerleri ile...

Seminer Seç

302 * CEMİL KAVUKÇU İLE GERÇEĞE ULAŞMA ARACI OLARAK KURMACA

 

Yaşam, öykümüzle başlıyor. Öyküler, hayatın vazgeçilmezi… Bir öyküye başlamak, ama nasıl? Atölyemizin hareket noktası!  

1. Oturum: Öyküde tema. Hayatının bir parçası olarak öykü. Bir durumdan yola çıkarak yazmak. İnsan öncelikle kendini mi yazmalı? 

2. Oturum: Öyküde zaman ve mekân. Metin-mekân ilişkisi. Yaşadığımız coğrafyanın yazdıklarımız üzerindeki “ağırlığı”. Toplumsal hafıza/bireysel tarih. 

3. Oturum: Kurgu. Öykü atmosferinin oluşturulması. Öykü dili. Teknik bilgilerin öykülerde nasıl işlendiğinin örneklerle gösterilmesi. Öykünün önündeki engeller. Hikâye etmek neden önemlidir? “İyi öykü” nasıl bir şeydir? Okurun derdi, yazarın duygularını ya da düşüncelerini öğrenmek değildir; okurun ilgi yoğunluğunun odağında okuduğu öykünün/romanın kişilerinin duygularının ve düşüncelerinin içine sızmak merakı vardır. Yazar bunu bilerek yazmalıdır!

301 * ÇAĞATAY OLGUN İLE SANAT OKURYAZARLIĞI: SANATTA ESTETİK DENEYİM SÜREÇLERİ

 

Sanat ve estetik beğeni, ilk insanla başladığı yolculuğunu bugün de sürdürmekte; hem de teknolojiye inat! Beceri/yetenek ve zihinsel gelişime dayalı olarak ilerleyen bu süreç; felsefeden psikolojiye, edebiyattan müziğe farklı alanların birikimi ile gelişmektedir. Kuramlar ve yöntemler, sanat objelerini çözümlemeye yardımcı oldukları kadar, insanlık tarihinin kültürel birikimini anlama ve yorumlama becerisi de kazandıracaktır.                              

1. Oturum: Bir problem olarak sanat. Dinsellikten cinselliğe estetik düzlemlerle sanatı düşünmek/dönüştürmek.  Sanat okuryazarlığının temel kavramları. 

2. Oturum: Nesne-Kavram-Beden etkileşimi. Haz ve yargı. Disiplinlerarası bir deneyim olarak sanatçının arayış yolculuğu. Görme biçimleri. 

3. Oturum: Sanat tarihinin başyapıtları (Da Vinci, Matisse, Van Gogh, Andy Warhol, Şeker Ahmet Paşa, Osman Hamdi, Nur Koçak…) üzerinden anlam arayışı çözümlemeleri. 


 

Çağatay OLGUN (1988, İzmir) Sanat Tarihçisi. 2014’de “1930-1940 Yılları Arasında Türk Resim Sanatında Eleştirel Yaklaşımlar” adlı yüksek tezi sonrası başladığı doktora çalışmasına Pamukkale Üniversitesi’nde Sanat Eleştirisi ve Kuramları üzerine devam etmektedir. 2019’da İzmir’de kurduğu TilkiSanat ile kurumsal sanat danışmanlığı yapmakta, kazı ve restorasyon projelerinde görev almaktadır.

Cemil KAVUKÇU (1951, İnegöl) 1980’den beri öykü yazmakta; ağırlıklı olarak taşra yaşamını anlatırken, yalnız ve kuşatılmış insanların, toplum dışına itilmişlerin günlük ve sıradan yaşamlarını öyküleştirmektedir. “Patika” ile 1987 Yaşar Nabi Öykü Ödülü’nü, “Uzak Noktalara Doğru” ile 1995 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı, “Angelacoma’nın Duvarları” başlıklı otobiyografik anlatı kitabıyla 2009 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’nü ve 2013 Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nü kazandı. 17 öykü kitabının yanında 3 romanı, 10 çocuk romanı ve bir otobiyografik anlatı ile bir deneme kitabı bulunmakta.

Ali UTKU Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi. Çağdaş Batı felsefesi ve Tanzimat sonrası Türk düşüncesi alanlarında çalışıyor. Yayımlanmış eserleri: Ludwig Wittgenstein: Erken Döneminde Dilin Sınırları ve Felsefe (2009), Derrida’nın Nietzsche’si: Bir Ortak İmza Geliştirmek (M. Erkan ile, 2021) ve Kitaplar Kitabına Adanmış Bir Ömür: M. Seyfettin Özege (2014). Ayrıca yayınlanmış bireysel ve kolektif derleme ve çeviri çalışmaları vardır.

304 * PELİN BUZLUK İLE  “HİKÂYE Mİ, ÖYKÜ MÜ?”: BRECHT ESTETİĞİNİN MODERN ÖYKÜYE ETKİSİ

 

“Öykü” ve “hikâye” sözcükleri, sözlüğe göre aynı anlama geliyor. Ancak anlatılan hikâye ile yazılan öykünün edebiyat yolculuğu, geldiği noktalar farklı. Modern öykünün, sözlü edebiyattan devraldıklarıyla, okuru kendi düşlemine davet ve dahil ederek nasıl harekete geçirebildiğini Brecht estetiğinden yararlanarak, örnek öyküler üzerinden tartışacağız.

1. Oturum: Sözlü edebiyattan yazılı edebiyata, anlatılan hikâye ve yazılan öykü.
2. Oturum: Örneklerle modern öykünün karakteristiği.
3. Oturum: Örneklerle modern öyküye Brechtyen yaklaşımlar.

Pelin BUZLUK (1984, Ankara) ODTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü mezunu. Öykü ve yazıları 2002’den bu yana çeşitli dergi ve seçkilerde yayımlandı. Deli Bal (2010) adlı ilk öykü kitabı Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’ne, ikinci öykü kitabı Kanatları Ölü Açıklığında (2012) Selçuk Baran Öykü Ödülü’ne, son öykü kitabı En Eski Yüz (2016) Sait Faik Hikâye Armağanı’na değer bulundu. Son üç yıldır Ankara Öykü Günleri’ni organize ediyor, atölyeler düzenliyor ve serbest editörlük yapıyor. 

305 * ARMAĞAN TUNABOYLU İLE POLİSİYE ATÖLYESİ: KANLAKARIŞIK YAZMAK

 

Polisiye Yazma Teknikleri meraklıları için özel bir atölye; polisiye kurgunun tarihçesinden klasik polisiye tekniklerine… Birlikte yazıp yazdıklarımızı okuyup tartışmak dâhil… 

1. Oturum: Başlangıcından Birinci Dünya Savaşı yıllarına polisiye. Polisiye düşünmek. Bakmak-görmek ve zihinsel katmanlarımız. Esinlenme ve fikir oluşturma. Sinopsisten tretmana… Polisiye tasarım. S. S. Van Dine’ın kuralları hâlâ geçerli mi, demode mi? Yol haritasının yedi evrimi. 

2. Oturum: Polisiyenin Altın Çağ’ı ve İkinci Dünya Savaşı sonrası Private Eye’ın çöküşü. Bir karakter yaratmak. Kahramanın evrimi. Yol haritasından olay örgüsüne… 

3. Oturum: 1960’lı yıllardan günümüze polisiye. Kuzey polisiyesi. Zaman, mekân, atmosfer. Anlatımlar. Diyalog.

Armağan TUNABOYLU (1962, Eskişehir) Galatasaray Liseli. DEÜ/GSF Sinema-Tv Bölümü mezunu. Birçok televizyon dizisinde çalıştı. Yayımlanmış 6 polisiye romanı var. Yıldız Cinayetleri, Şeytan Tüyü (2016, Yönetmen: Murat Şenöy) adıyla sinemaya uyarlandı. Karakol Cinayetleri, 2016 Dünya Kitap Polisiye Ödülü’ne ve 221B Dergisi Yılın En İyi Polisiye Romanı Ödülü’ne değer bulundu. Karmakarışık-Dark Polisiye 1-2-3 seçkisinde öyküleriyle yer aldı. Polisiye Yazarlar Birliği Yönetim Kurulu üyesi.

306 * MEHMET ERTE İLE KURMACANIN DOĞASI

 

 Atölyede edebî başyapıtlardan popüler kültür ürünü anlatılara uzanan çizgide kurmacanın temel kavramları sanatın öyküsüyle birlikte, disiplinler arası ilişki içinde tartışılacaktır.

1.Oturum: Kurmacanın Matematiği 1/Olay örgüsü öyle gerektiriyor diye cinayet işlenir mi?

Okurla sözleşme, tetikleyici olay, karakterin seçimi, olay örgüsü, yan olay örgüsü, epizot, çatışma, düğüm, çözüm, karakterin yolculuğu, anlatıda zaman, vb.

2. Oturum: Kurmacanın Matematiği 2/Kurmaca karakterler için gözyaşı dökebilir miyiz?

Özdeşleşme sorunu, karaktere dair mitler, gerçek karakterler ile kurmaca karakterler arasındaki farklar, bir yalan olarak edebiyat.

3. Oturum: Niçin yüreğimizin götürdüğü yere gitmemeliyiz? Popüler kültür ürünü olan anlatıları ve edebiyatı birbirinden ayırabilir miyiz? Yapıtın değeri nasıl belirlenir? Şair-yazarın yayın yolculuğu.

Mehmet ERTE (1978, Çeşme). Aralık 1999’da Varlık dergisinde yayımlanan “Yıldırımları Beklemek” adlı şiiriyle edebiyat dünyasına girdi. Eylül 2003-Ağustos 2005 Ağustos arasında Yasakmeyve dergisinde yayın müdürü olarak görev yaptı. Eylül 2003’te Varlık Yayınları’nda editör olarak işe başladı, 2015’ten beri Varlık dergisinin editörlüğünü üstleniyor. Kitapları: Öykü / Arzuda Bir Sapma (2015), Bakışın Kirlettiği Ayna (2008); Roman / Sahte (2012); Şiir / Çatlak (2021), Alçalma (2012), Suyu Bulandıran Şey (2003).

307 * İBRAHİM ŞAHİN İLE DAİMONİK MODERNİST: OĞUZ ATAY’A TUTUNMAK

 

Orhun Kitabeleri’nden, Klasik Türk Edebiyatı’na; Klasik Türk Edebiyatı’ndan Tanzimat ve Servet-i Fünun’a Türkçe’yi kullanım biçimleri, “büyük bilincin” içeriğinde, farklı duyarlıklara tekabül eder. Oğuz Atay, mevcut dilin içinde, herhangi bir biçimi tercih edip kendisine ait bir üslup oluşturmak yerine, Türkçenin tarihi biçimlerinin, -bilhassa Tutunamayanlar ve Tehlikeli Oyunlarda- temsil ettiği duyuş ve düşünüş tarzlarının birbiriyle münasebet kurmasını sağlayarak, günümüz Türk insanının bilincini işgal etmiş bulunan trajik çatışmayı kurgulamıştır. Günümüz Türkçesi tevarüs ettiği tarihsel biçimler ve o biçimlerin temsil ettiği duyarlılıkla, anlam bulma/kurma/inşa etme çabamızı, uyumlu bir dünya tasavvurumuzu her defasında bozmaktadır. Bu durumu, varlığa tutunmak için anlam inşa etme çabası içindeki şüpheyle malul rasyonel bireyin, aynı zamanda anlamı kemirerek tüketen bir doğasının olduğu şeklinde de ifade edebiliriz. Türk romanında, bu ülkenin yaşadığı tarihsel ve sosyal değişmeyi, bir türlü inşa edilemeyen “bütünlük” arayışını, sadece dilin görünüşü üzerinden hikâye eden tek isim Oğuz Atay’dır. Onun romanları bilinçler arası çatışmanın dramatik hikâyesidir. Sosyal değişme maceramızın tam da bize benzeyen, komik, yarım yamalak, hiçbir zaman içselleştirilemeyen sürecini, dili ayna kılarak ironize eden Oğuz Atay, sonuçta parçalanmış diliyle, parçalanmış bilincimiz olur. Onun, hikâyenin sonunda nereye gittiği bilinmeyen veya intihar eden yahut akıbeti konusunda belirsizlik bulunan kahramanları, modern zamanlarda tutunmaya çalıştığı “anlamlar ağı”nı kemiren sorulardan, şüpheyle malûl zihnin tereddütlerinden, defalarca bulmanın ve kaybetmenin yorgunluklarından kurtulmak arzusunun sonucu olarak “yokluğu/belirsizliği” tercih ederler.  

İbrahim ŞAHİN (dğ.1963) Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi. Çalışma alanları; Tanpınar, Oğuz Atay, Felsefe ve Edebiyat, Şiir, Alman Romantizmi. Yayımlanmış eserlerinden bazıları: Selanikli Fazlı Necib’in Hayatı ve Eserleri (1999), Ahmet Hamdi Tanpınar: Haz ve Günah (2012), Tanpınar’ın Saklı Dünyası: Arayışlar – Keşifler – Yorumlar (2018, Editör, Julian Rentzach ile), Tehlikeli Estetik-Edebi Metnin Anlamı Üzerine (2021), Aydınlıkla Karanlık Arasında Cengiz Dağcı (2022).

308 * SİBEL ÖZ İLE SİNEMA-EDEBİYAT İLİŞKİSİ: YEŞİLÇAM VE 2000 SONRASI ARABESKE DAİR

 

Sinema-edebiyat ilişkisi… Ve daha fazlası!

1. Oturum: Arabeskin Türkiye’deki serüveni. 2000 sonrası müzikte, sinemada ve edebiyatta arabesk. Sıradanlaşan yaşamın restorasyonu: Arabesk! Kenardan merkeze: Popüler müziğin kalbinde yaşayan arabesk. Sinemanın iç sıkıntısı ya da sıkıntının sinemasından arabeskin içeriksiz sularına… Edebiyatın popüler kültürle imtihanı: Soslu arabesk.

2. Oturum: Filmde ve kurmacada anlatı yapısı. Anlatı ve kuram. Bir anlatı kuramının öğeleri. Anlatı göstergebilimsel bir yapı mıdır? Sinemasal anlatıda öykü uzamı. Dijital sinema çağında sinemanın genişleyen anlatı olanakları. Sinemanın yeniden konumlandırılması: “Post Sinema.”

3. Oturum: Sinemada bakış açısı. Bakış açısının anlatı sesiyle ilişkisi. Türk Sineması’nın özel bir dönemi: Yeşilçam. Yeşilçam öykü sinemasının özellikleri. Yeşilçam yıldız sistemi. Bir anti-yıldız: Adile Naşit.

Sibel ÖZ (1973, Üsküdar) Marmara Üniversitesi Sinema Bilim Dalı yüksek lisans mezunu. Halen Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim bölümünde doktora yapıyor. Üç öykü kitabı vardır: En Çok Seni Bekledim (2006), Serçeler Ölürse (2012) ve Yokuş Yukarı İstanbul (2015). Bunların yanında Kıyıya Vuran Dalgalar (2012), Pabucu Yarım (2013) ve Korkma Kimse Yok (2014) adlı kolektif kitapları hazırladı. Oyuncu - Yeşilçam Yıldız Sisteminde Bir Anti-Yıldız: Adile Naşit (2020) adlı bir araştırma eseri yayımlandı. Fakir Baykurt (2020) adlı çocuk kitabı ile Müzikte, Sinemada ve Edebiyatta 2000 Sonrası - Arabesk Yeniden (2020, ile İsmail Afacan ile)  adlı kuramsal incelemesi de yayımlanmış kitapları arasındadır. Editörlük yapmakta.

309 * AHMET SARI İLE KAFKA OKUMALARI

 

Kafka okumak, bir susuzluk hâlini gidermek eylemidir. 

1.Oturum: Yaşadığı devrin panoraması eşliğinde Kafka’nın yüzyılın sonunun (fin de siecle) tüm özelliklerini bir dışavurumcu olarak eserlerine taşıdığı dillendirilecek; yaşamında dikkat çeken Kafkaesk öğelerin eserlerine yansımalarının kazısı yapılacaktır.

2.Oturum: İlk uzun öyküsü “Yargı”nın oluşumundan son öyküsüne ve fragman kalmış romanlarına, yaşamında görebildiği ve göremediği eserler motifleriyle tartışılacaktır. Öykülerinin, romanlarının ve mektuplarının arkeolojisi ile Kafka’nın yazma susuzluğu, yazarken varlığını bir nar gibi açışı, kendini yazmaya adayışının izi sürülecektir. 

3.Oturum: Sözlüklere Kafka’dan başka hiçbir yazarın adını veremediği “Kafkaesk” gibi bir sıfatın neyi içerdiği ve eserlerindeki diğer laytmotifler açığa çıkarılarak tartışılacaktır. Yalnızlık, bürokrasi, baba-oğul çatışması, makine dehşeti, varoluş sancısı, ölüm, korku gibi temalar “Kafkaesk Anorexia”, “Kafkamakine” ve “Edebiyat ve Utanç” metinleri bağlamında değerlendirilecektir. 

Ahmet SARI (1970, Düsseldorf) Atatürk Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi. Yazar-şair. Elliye yakın yayınlanmış kitabı bulunmakta. Kafka özel ilgi alanı. Kafka’ya dair yayımlanmış kitapları: Kafkaesk Anorexia-Franz Kafka'da Açlık Bilinci ve Kültürü (2021); Kafkamakine (2016); Edebiyat ve Suç (2018); Edebiyat ve Utanç-Franz Kafka’nın ‘Dava’sından Hareketle Edebiyatta Utancın Arkeolojisi (2019). Edebiyatın İyileştirici Gücü. Edebiyat-Terapi Bağlamında Düşünceler (2020).

310 * AHMET TAŞAĞIL İLE TÜRK MODEL DEVLETİ GÖK TÜRKLER

     

Dünya tarihinde Türklerin yeri ve kökeni Gök Türkler ile başlar.  Gök Türkler sadece bir devlet kurmakla kalmamış, Türk adını devlet adı olarak kullanıp, bu adın bir millet kimliği olarak pekişmesini sağlamışlardır. Taşıdığı ad, siyasi ve sosyal tarihi, devlet sistemi ve unvanları, sonraki nesillere bıraktıkları hazine değerinde Türkçe yazıtlar, onları Türk tarihinde model devlet konumuna getirmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’den geriye baktığımızda sıranın başındakiler Gök Türkler’dir.  Kore’den Kırım’a kadar Avrasya’nın uçsuz bucaksız bozkırlarına hâkim olmaları, bütün Türkleri bir devlet çatısı altında toplamaları, onları, Türk Dünyası’nı anlayabilmek için bir anahtar, bir şablon olarak dikkate almamız gerektiğini ortaya koymaktadır.

303 * ALİ UTKU İLE FELSEFE VE EDEBİYAT: YOL ARKADAŞLIĞI MI YOL AYRIMI MI?

 

Meşhur ifadeyle “Büyük edebiyat genellikle derinden felsefidir ve büyük felsefe genellikle büyük edebiyattır”. Bu durum bazı büyük filozof ve edebiyatçılarda örneklenir: Platon’un diyalogları malzemesini edebi biçimle sunar. Nietzsche ve Wittgenstein dramatik bir “aforistik üslup” ile yazarlar. Edebiyat bir tür felsefe olmaya soyunur. Aslında Shakespeare’in Romeo ve Juliet’i, Kafka’nın Dava’sı, Camus’nün Veba’sı, Conrad’ın Karanlığın Yüreği, Beckett’in eserleri gibi pek çok edebi örnek felsefi olarak adlandırılır.

1. Oturum: Felsefenin “Ötekisi” olarak edebiyat. “Felsefe öncesi” mitopoetik düşünceden, presokratik filozoflara, Platon ve Aristoteles’ten günümüze felsefe ve edebiyat arasındaki gerilimli ilişki, çatışma/uzlaşı. Söylemler çatallanması bağlamında din, bilim, sanat ve felsefe.

Felsefede üslup sorunu: Biçim-içerik ilişkisi ve retorik stratejiler. Felsefi yazının farklı biçimleri ve üslupları mozaiği. Şiir ve felsefe: Felsefe olarak şiir ve şiir olarak felsefe.

2. Oturum: Felsefenin edebiyat üzerindeki etkisi ya da “edebiyatın felsefîleşmesi”; epistemolojik, ontolojik, aksiyolojik temellerle felsefenin edebiyata yaklaştığı kanallar: karakterler, uzam-zaman, anlatı, kurgu-gerçek, tema, ifade-üslup, kavram-metafor, bakış açısı/dünya görüşü, etik-politik.

3. Oturum: Örnek metin tahlilleri: Şiir-felsefe ilişkisi üzerine örnek metin tahlilleri. (a) Rıza Tevfik’in Nakşî-i Akkirmânî, Oğlanlar Şeyhi İbrahim Efendi ve Şebüsterî okumaları. (b) Hilmi Yavuz’un Şeyh Galib, Neşatî ve Akif Paşa okumaları. (c) Gadamer ve Derrida’nın Paul Celan okuması. (d) Heidegger’in Hölderlin okuması. Kurgu (roman ve kısa öykü) felsefe ilişkisi üzerine örnek metin tahlilleri. (a) Varoluşçu “sanatçı-filozof” Albert Camus: Saçma felsefesi bağlamında Yabancı, Düşüş ve Veba romanları (b) Çalınan Poe: Psikanalitik Devekuşu Diyalektiği: Edgar Alan Poe’nun “Çalınan Mektup” öyküsünü dolayıma sokan yakın okumalar olarak Lacan’ın “Çalınan Mektup Üzerine Seminer”i ve Derrida’nın Lacan’ın “Seminer”ine verdiği eleştirel yanıt.

Ahmet TAŞAĞIL (1964, Yalova) Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. Lisans eğitimi sonrası Çince öğrenmek ve Orta Asya Tarihi üzerine araştırmalar yapmak üzere Tayvan’a gitti. Shih-fan Üniversitesi’nde dil kursuna, Cheng-chih Üniversitesi Etnoloji Araştırmaları Enstitüsü’nde tarih derslerine devam etti. Akademik hayatını Orta Asya’da saha araştırmalarına adadı. Çince, İngilizce, Rusça ve Fransızca ile Türk lehçelerinden Kazakça ve Kırgızca bilmekte. Saha araştırmalarından oluşan onu aşkın kitabı bulunmakta.